22 Ocak 2018 Pazartesi

Bir Paket Çikolata (Kısa Hikaye)


O gün karne günüydü. Bursa'da bir merkez okulda matematik öğretmeni olan Hacer Hanım, evden henüz çıkmamıştı. Okula gitmeden önce son hazırlıklarını yaparken oğlunun sesiyle irkildi.
"Bunlar ne anne?"
Odasından salona elinde tabletiyle gelen oğlu, masanın üstüne istiflenmiş kutuların içlerindeki 40-50 kadar çikolata paketini gösteriyordu. Hacer Hanım, söz konusu kutuları taşımayı kolaylaştıracak torbaya özenle yerleştirirken cevap verdi.
"Ha onlar mı? Biliyorsun 5-A sınıfının hem matematik hem sınıf öğretmeniyim. Bugün karnelerini dağıtırken öğrencilerime vereceğim birer tane... İstersen açayım bir kutuyu, bir tane alabilirsin. Fazla fazla var."

Aynı yaş grubunda farklı okula giden Eyüp, üzerinde çikolatanın resmi bulunan kutulardan birini eline alıp burun kıvırdı:
"Sütlüymüş bunlar, ben fıstıklı seviyorum."
Yemeği seven, çoğunlukla da yemek seçmeyen oğlundan beklemediği bir cevap almıştı Hacer Hanım. İster istemez "acaba öğrencilerim bu sürpriz karne hediyesini sevmezler mi?" diye kaygı duysa da artık bu yola girmişti, dönüş yoktu.
Hacer Hanım, öğretmenliğinin yanı sıra bilhassa yurtdışında faaliyet gösteren yardım kuruluşlarına aktivist olarak değilse de maddî olarak yardımda bulunan duyarlı bir insandı. 2016 yılında, Myanmar başta olmak üzere yaptığı nakdî yardımlardan dolayı teşekkür belgesi almış, yaptığı hayrın yaygarasını yapmaktan hazzetmediği için elinden geldiğince kimseye duyurmamaya çalışmıştı.
Geçen yıl da Suriyeli bir çocuğu evlat edinmeye niyetlenmiş, eşinin olumsuz görüşüyle bu niyetini hayata geçirememişti.
Eyüp, sanki bir şey söyleyecek gibi duruyordu. Annesi hemen anladı:
"Çıkar bakalım dilinin altındaki baklayı... Bir şey isteyeceksin değil mi?"
Eyüp, annesinin bu ferasetini fırsat bilip isteğini dile getirdi:
"Takdir alıyorum anne biliyorsun, ben karne hediyesi olarak spor ayakkabısı istiyorum."
Hacer Hanım, buruşturdu yüzünü...
"İyi de oğlum, daha geçen ay aldık ya son model spor ayakkabısı? İste, başka şey alalım."
Eyüp ısrar ediyor, istediği ayakkabının fotoğrafını tabletinden annesine göstermeye çalışıyordu.
"Ama anne bunlar daha rahat, hem modeli de çok hoşuma gitti. Bak şuna bak, ne güzel..."
Anne oğul epey tartıştıktan sonra Eyüp tepine tepine çıktı odadan:
"İstediğim hiçbir şeyi almıyorsunuz... Küstüm size, küstüm işte!"
"İnsaf et evladım!" diye seslendi Hacer Hanım oğlunun arkasından üzüntüyle...
***
Hacer Hanım, karneleri ve başarı belgelerini dağıtmıştı. Ardından masasının yanında duran poşetteki kutuları masasının üzerine koyduktan sonra onları dağıtmak için bir öğrencisinden yardım istedi.
“Ezgi, gel evladım dağıtalım bunları arkadaşlarına…”
Ezgi’yle beraber kutulardan çıkarttıkları çikolata paketlerini kürsünün en önündeki sıradan başlayarak birer birer dağıtmaya başladılar. İlk sırada oturan başarılı öğrencilerinden Berrin’e çikolatasını Hacer Hanım vermişti.
Çikolatayı alır almaz gözlerini patlattı şaşkın bir ifadeyle küçük Berrin…
“Bu çok fazla öğretmenim!” dedi sondaki m harfini uzatarak…
Hacer Hanım, öğrencisinin bu tok gözlü tavrından dolayı öyle duygulandı ki, ağlamamak için kendini zor tuttu. Yutkunarak, sadece:
“Hayır Berrin’im sizin için çok değil afiyet olsun!” diyebildi. Berrin “Ama öğretmenim, bu gerçekten çok fazla!” diye ısrar etse de Hacer Hanım, kararlı ve sevgi dolu bakışlarıyla konuşup başını okşadı Berrin’in:
“İkinci dönemimiz daha sevgi dolu birbirimize karşı daha anlayışlı olsun diye bu dönemi çikolatayla kapatmak istedim.”
Berrin, mahcup bir ifadeyle çikolatasını çantasına koyarken, Hacer Hanım’ın içi sızladı. Ne yapsa beğendiremediği oğlu geldi aklına önce… Sonra kilometrelerce uzakta katkı yapmak için çabaladığı insanlar… En sonunda da gözünün önünde olduğu halde göremediği, bir paket çikolataya bile “çok” diyecek kadar tok gözlü öğrencisi Berrin…
“En yakından başlamak lazım” diye söylendi kendi kendine…
“Hem sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğretmek… Hem de daha çok çocuğun çikolata yemesini sağlamak için…”

Alper Şirvan
22.01.2018
Kaplıkaya/Bursa

Not: Gerçek bir olaydan esinlenilmiştir.

1 yorum:

  1. Ellerine sağlık çok güzel olmuş arkadaşım..evet en yakınlarımızdan başlamalıyız..önce insan olabilmeyi elimizdekilerin kıymetini bilmeyi.

    YanıtlaSil