14 Mart 2018 Çarşamba

Her Şeyin Teorisi

Sinema, perdeye hayatı yansıtabilmesinin yanı sıra hem üreticisi, hem hitap ettiği kitle açısından aynı anda birçok konuda birikim gerektirdiği için önemli bir sanattır. Tıpkı kardeşi “tiyatro” gibi, bir takım ideolojilerin “av silahı” haline getirildikleri olsa da, seyircisinin önünde ufuklar açtığı yadsınamaz bir gerçek…
     Onunla aynı çağda yaşıyor olmaktan gurur duyduğum Stephen Hawking'in ölümünün ardından, yakın zamanda onun hayatı konu edilerek beyazperdeye yansıtılan  “Her şeyin Teorisi- The Theory of Everything” adlı filme dair tespitlerimi sizlerle tekrar paylaşmak istedim.

"Her Şeyin Teorisi- The Theory of Everything” her ne kadar genç yaşta “Motor Neron Hastalığı” teşhisi ile 2 yıl ömür biçildiği halde, 76 yaşına kadar "üreterek" yaşayan dünyaca ünlü dahi fizikçi Stephen Hawking’in hayatını anlatan film olarak lanse edilse de, bana göre “seven ve sevgisinin hakkını veren bir kadın hikâyesi”
          Filmin ilk anından son sahnesine kadar, hem kafanızdaki birçok soruya cevap buluyor, hem de yeni sorular sormaya başlıyorsunuz. 2 yıl ömür biçilmiş, bunun da ötesinde fiziksel durumu hep geriye gidecek olan ve iyileşme umudu asla bulunmayan bir erkeği kaç kadın eş olarak seçer dünyada? Dahası kaç kadın böyle bir adamı, ona 3 evlat verecek kadar “sevebilir”? Kaç kadın ilerleyen yıllarda “bir başkasına âşık olduğu halde” eşini asla aldatmaz ve eşi “bir başkasıyla olana kadar” ondan ayrılmaz? Ve kaç kadın yolları ayrılsa bile bugün dahi onunla “dost” kalabilir?
        Bu arada bu filmde de başrolü oynayan Eddie Redmayne’in müthiş bir iş çıkardığını söyleyip hakkını verelim.
        Stephen Hawking, filmde kendisine sorulan “Size yardım eden bir hayat felsefeniz var mı?” sorusuna verdiği cevapla aslında “her şeyi” özetliyor:
Yüz milyon galaksinin arasındaki bir dış mahallede daha küçük bir gezegende ortalama bir yıldızın etrafında dolanan gelişmiş primatlar olduğumuz gayet açık.
Ama medeniyet doğduğundan beri insanlar dünya düzeninin altında yatan bir anlayış için yalvarıp durdular Evrenin sınır koşulları hakkında çok özel bir şey olmalı.
Sınır olmamasından daha özel ne olabilir?
İnsan çabasının da bir sınırı olmamalı. Hepimiz farklıyız. Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin ve başarılı olabileceğin bir şey vardır.
Nefes aldıkça umut vardır.”
        Filmin birçok çarpıcı sahnesi var. Ama ben en çok, eserleriyle, teoremleriyle, ürettikleri ile dünyaca ün yapmış Stephen Hawking’in 30 yıl süren evlilikleri sonucu yetişmiş 3 evlatlarını eşine gösterip “Eserimize bak!” dediği sahneyi çok beğendim.
      Ve film bittiğinde dimağımda lezzet, aklımda fikir, gönlümde umut olarak şu “teori” vardı:
      “Gerçekleştirmek istediğiniz her şeyin üzerinde bir hedefiniz, yanınızda sizi seven bir eşiniz varsa, size kimse engel olamaz. Konulan teşhis bile…”
      “Her şeyin teorisi” bu olsa gerek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder