10 Mayıs 2019 Cuma

Hasta Mısın Birader?

Kelimelerin ve kavramların bir sözlük anlamı vardır, bir de toplumun kendi içinde onlara yükledikleri anlam(lar)ı. Aslan da hayvandır, eşek de… Ne var ki birine “aslan” dediğinde alacağın tepkiyle, “eşek” dediğinde alacağın tepki aynı olmaz.
            Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO), hastalık (Diseases) ve durumları (State), ICD-10 (International Classification of Diseases "Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması" -10) ‘da toplamıştır. DSÖ, istatistik kolaylık sağlaması için oluşturduğu söz konusu sınıflamayı, gelişen yeni durumlara göre periyodik olarak güncellemektedir.
Hastalık ve durumlar, aynı listede yer alıp hepsine birden “hastalık-diseases” denilince ortaya elbette “tuhaf durumlar” çıkıvermiş kaçınılmaz olarak. İşte size bu listede yer alan “hastalık” kodlarından birkaç örnek:
R45    Emosyonal duruma ait semptom ve belirtiler
R45.0 Sinirlilik
R45.1 Huzursuzluk ve ajitasyon
R45.2 Mutsuzluk (favorim bu)
R45.3 Demoralizasyon ve apati
R45.4 İrritabilite ve kızgınlık
R45.5 Düşmanlık
R45.6 Fiziksel zorbalık


“Sinirli” ve “mutsuzların” bu kodlama sistemine göre “hasta” kabul edilmeleri sinirli ve mutsuzların sorunu… Ben yalnızca bir engelli olarak aynı listede engellilerin ve engel durumlarının “hastalık” olarak nitelenmesine dair düşüncemi ifade etmek istiyorum.
Serebral Palsiden tutun paraplejiye kadar “engellilik durumları” ile mesela kolera, tifo vb. “gerçek hastalıkların” aynı listede olmasının, bir yazılımcı olarak “istatistiksel gereklilik” olduğunu bir nebze de olsa anlayabiliyorum. (Ki onun dahi alternatif yaklaşımları olabileceği kanaatindeyim) Bununla beraber, bu böyle yapıldı diye de “Serebral Palsililer ve o listede yer alan diğer engellilerin hepsi hastadır” tümevarımına ulaşmak pek de doğru gibi gelmiyor bana.
Bu sınıflandırma ve kodlamayı, istatistik gereklilik boyutundan çıkarıp sosyal hayata katarsak bilhassa sosyal anlamda yapılacak birtakım yanlışlara çanak tutulmuş olur. Yanı sıra bu yanlışlardan doğacak başka yanlışların önünü açacak olması da kaçınılmaz bir gerçeklik… Hele ki bu kodların zaman içinde güncellendiği ve bazı durumların “hastalık” diye nitelenmekten vaz geçildiğini düşünecek olursak… Kodlamayı değiştirmek, çok kolaydır ama önce beyinlere sonra benliklere kolayca yerleşebilen yanlışları düzeltmeye ömürler yetmeyebilir.
İşin özü, (diğer engelli arkadaşlar ne düşünür bilmiyorum ama) kendi adıma Serebral Palsi ile, Serebral Palsi “durumu” ile yaşayan bir birey olarak, bu zorunlu kategorizasyonun sosyal hayata taşınmasını doğru bulmuyorum. Çünkü hayatın içinde herhangi bir engellilik durumunun insanların kafasına “hastalık” olarak işlenmesinden dolayı “geçmiş olsun”, “bulaşıcı mı” ya da “genetik (ırsi) mi” gibi sorularla muhatap olmaktan pek de memnun olmadığımı ifade etmeliyim.
Hadi ben yetişkin bir serebral Palsili olarak, bu soruları soranlara gereken cevabı veririm de herhangi bir engel durumuyla yaşayan çocukların bu sorular ve bu soruların yarattığı sosyal ayrımcılıklarla baş etmelerinin kolay olmadığını düşünüyorum. Engelsiz yaşıtları ile başta oyun oynamak üzere bir dolu aktiviteye “eşlik etmede” türlü ön yargılar sebebi ile katılamayan engelli çocuk, kendisiyle karşılaşan engelsiz yaşıtının “hasta mısın” sorusuna ne cevap versin? Ya da çocuğuna, kendisini göstererek “hasta(!) bak bu kardeşin; oyna onunla!” diyen bir yetişkinin tavrına karşı, ne tepki göstersin?
İnce düşünce beklentisi içinde olmanın özelde ülkemiz, genelde de tüm dünya için günümüzde “iyimserlik” olarak nitelenebileceğinin ben de farkındayım. Ne ben ne de farklı engellerle yaşayan diğer engel gruplarındaki arkadaşlarım “hasta” değiliz, sadece her birimiz farklı “durumlar” içinde hayatımızı herkes gibi, herkesle beraber sürdürmekteyiz. Hepsi bu! Farklı değilim, sen neysen ben de oyum ama ben yine de tüm dünyaya sorayım:
“Hasta mısın birader?”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder