1 Ocak 2012 Pazar

Beklenen Sevgiliye Mektup -1-

Adını Bile Bilmediğim Sen;

Bir kelebek misali yıllarca kozamı örmek için didindim durdum. Her şey, gelmesi beklenen “seninle” paylaşılacak gelecek içindi. Sen benim, vücut bulmamış geleceğimdin.

Yaşama gücümü, senin geleceğin günün heyecanından aldım hep... “Nasılsa o gelecek...” diyerek dünyanın bütün azabına, cefasına katlanmaktan geri durmadım. Öyle ya... Senin geldiğin o günü görmek, her şeye değerdi. Engelliydim; fakat asla bir engelli gibi hissetmediğim gibi bir engelli olarak da yaşamadım. Vücudum, beni taşımaktan bile aciz bir araçtan öte bir şey olamadı asla... Ben, asla o olmadım.

Zaman zaman sen zannettiğim insanlar girdi hayatıma... Sayıca az da olsalar, her biri bir başka iz bırakarak ve sen olmadığın gerçeğini yüreğime haykırarak çekip gittiler. Çoğunlukla da “acaba sen misin?” diye sormama fırsat bile bırakmadan...

Ta lise çağlarımda sana âşık olduğumu hissederdim, senin kim olduğunu bilmeden... Sen benim her türlü fizik özelliğin dışında vücutsuz sevgilimdin, eşimdin. Çünkü sen, beni gelecekte bekliyordun; kozamı örüp de özgürce uçabildiğim günü bekliyordun gelmek için; buna inanıyordum. Bu hissediş, bu inanç, öyle kuvvetliydi ki çekilen hiçbir sıkıntı, bana mısın demiyordu. İçimde bilmeden yeşerttiğin bahar dallarının ve bu etsiz, kemiksiz sevdanın tesiriyle az mı şiirler söyledi bu çılgın yürek; az mı hikâyeler yazdı?

Daha sonraları bunları okuyan insanlar, çok şeyler yaşadığımı zannettiler. Hâlbuki hiçbir şey yaşanmamıştı henüz ve ne yaşanılırsa gelecekte yaşanılacaktı. Yazdıklarım, ya özlemlerimdi ya da “ben yaşasaydım, böyle yaşardım” deme ihtiyacıydı sadece...

Başkalarının geleceğim ve hayatım hakkında ne düşündükleri ve ne planladıkları zerre kadar önemli değildi. Bu emek benimse ve bu hayat bana aitse onu nasıl yaşayacağıma dair karar da bana ait olmalıydı. Ayrıca, başkalarına, kendilerine yöneltilen üç beş takdir cümlesi yetebilirdi ama benim için bunlar hiçbir şey ifade etmiyordu. Çünkü ben her şeyi geleceğim için yapmıştım; takdir edilmek için değil...

Amansız bir sabır ve bekleyişti benimkisi... Bunu herkes taşıyamazdı. “Beni o anlayabilir” diyerek çok kişiye açtım yüreğimi... Ama bu insanların ne kafalarında ne de bakışlarında asla kendimi bulamamam, hayallerimi kırdı hep ve bu kırıklar yüreğimi kanattı. Sahip olduğum her şeye emek vererek ulaştığım bilindiği halde, bu emeğin görülmeyip yok sayılması gücüme gitmiyor değildi doğrusu...

«
BEKLEYİŞ

Bekledim, bekledim, gözler ufukta...
Billûrdan sesinle‚ ruhuma ak da‚
Vuslatın hasreti‚ gönlünde bitsin!
Kalbime vurulmuş‚ nurdan kilitsin!
Bilmem ki ne yapsam‚ yârin olmaya!
Benimle var mısın‚ sevda dolmaya!
Bir ömür sen ve ben‚ sevgiyi içmek‚
Yürekler tek kadeh‚ seninle göçmek
O sonsuz diyara... Tut da elimden!
Ah senden başkası‚ bilmez hâlimden!

»*

Ama her şeye rağmen senin bir gün çıkıp gelme ümidin yaşatıyor beni... Bu ümitle her sabah yatağımdan kalkacak gücü, yaşayacak, uçacak kuvveti buluyorum kendimde... Sabır ve ümitle ördüğüm kozadan çıkıp uçmaya başladım; ya sen nerdesin? Kelebekler, sabretmeyi bilirler, emeklerini asla esirgemezler. Fakat unutma ki ömürleri uzun olmaz!

Gel artık!

2002/Bursa

* Bu şiir de yazarımız Alper Şirvan'a ait olup 1995 yılında Bestekâr İlgün Soysev tarafından bestelenip TRT repertuarına gitmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder