14 Şubat 2019 Perşembe

Mavi Orkide (Alper Şirvan'ın İlk Romanı) : Efsunlu Bir Hayalde Gerçeğin En Adil Biçimi


Öncelikle her ne kadar www.alpersirvan.com web sitemden hakkımdaki detaylara ulaşabilir olsanız da bu yazı özelinde kendim hakkında özet bilgi vereyim:
1995 yılında Uludağ Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümünü bitirdim. O gün bugündür halen kullanılmakta olan onlarca yazılımı üreten bir programcı olmakla beraber Cerebral Palsy (serebral palsi) ile yaşayan, tekerlekli sandalye kullanıcısı bir bireyim.  
1998 yılında başlayıp kamu ve özelde aralıksız devam eden iş hayatıma, halen Sağlık Bakanlığı'na bağlı Bursa Yıldırım İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi - KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi)’de -her ne kadar Bilgisayar İşletmeni kadrosunda olsam da- fiilen Bilgisayar Programcısı olarak devam etmekteyim.
Çocuk yaşlarda başlayan “kendini yazarak ifade etme” serüvenim, ilk kitabım “Issız Bir Sevda” ile bedenlendiğinde 1996 yılıydı. Büyük bir heyecan, kitapçı bir ağabeyimin desteği ve kendi imkanlarımızla yayımladığımız “Issız Bir Sevda” bir buçuk yıl gibi bir sürede o günün şartlarında ciddi bir satışa ulaşmıştı. Hoş, ulaşmasaydı da ben yazmaktan, üretmekten vazgeçmeyecektim. Çünkü yazmak, yazarak kendimi ifade edip üretmek benim hayat biçimim…

13 Aralık 2018 Perşembe

Engelli İstihdamında Hak Kayıpları


          
  3 Aralık Dünya Engelliler Farkındalık Günü ya; farkına varılmasına katkısı olur mu bilmem ama engellilerin eğitim, meslek edinme ve istihdam edilmeleri konusunda yaşadıkları sorunlardan oluşan buzdağının -en azından görünen bölümünün bir kısmına- dikkat çekmek istedim bu yazımda.
            Ülkemizde, engel durumunuza göre değişiklik göstermekle beraber bir engelli olarak eğitim kurumlarına erişmenin, meslek edinmenin ne kadar meşakkatli bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Siz düşünülmeden inşa edilmiş bir şehirde gerek sosyal gerekse fiziksel anlamda engellerle dolu yollardan geçip okula, eğitim veren kurumlara erişmek işin başlangıcı… Devamında ise ulaşım sorununu çoğu zaman kendi imkanlarınızla çözmeye çalışıp erişebildiğiniz eğitim kurumunda uygunsuz binalardan, sizi öngöremeyen müfredat ve “sözde” eğitimcilerden oluşan engelleri aşıp meslek edinebiliyorsanız, “şanslı(!)” addediliyorsunuz. Ki, insanların istedikleri eğitimi alıp meslek edinmeleri, şans değil, bu ülkede yaşayan herkes gibi engelli vatandaşlar için de temel haklardandır.

16 Ağustos 2018 Perşembe

Engelsiz Tatilin Ötesinde


Aslında meseleyi incelediğimizde derinlere gidebiliriz ama genel olarak kendimden hareketle yaptığım bir tespitle başlayayım.
Yaşım itibariyle ülkemizde engelli mücadelesinin, yaşananların 30-40 yıllık dilimine şahidim. Tekerlekli sandalye kullanan bir engelli olarak, bu işin “engelli çocuklarınızı eve kapatmayın; sosyal hayata onlarla birlikte katılın” ile başladığı günlerde ben zaten sokakta ve hayatın içindeydim. Sanki sadece çocuklar engelli olabilirmiş gibi. Hele ki her tür terörün şahlandığı bir ülkede.
“Sokaktaki engelli çocuk” olarak, çok sonraları sorulan soruları, daha o günlerde sorar durumdaydım:
“Sokaktayım; evet ama hani bana uygun yol; hani kaldırım; hani okul ve hatta hatta hani uygun tekerlekli sandalye?”

10 Haziran 2018 Pazar

Ronaldo mu, Messi mi?


Aslında bana göre elma-armut kıyaslaması kadar anlamsız bir kıyaslamadır Ronaldo mu, Messi mi kıyaslaması... Sebebini yazının sonunda söyleyeceğim. Önce bu iki futbol yıldızını yakından tanımaya çalışalım:
Ronaldo… Yoksul bir ailenin yetenekli oğlu olarak doğar. Futbola olan yeteneği onu henüz 7 yaşındayken Andorinha kulübüne taşır.
İlk antrenörlerinden Francisco Afonso kendisi için şunları söyler: "Başından beri onda özel bir şeyler vardı, bunu görebiliyordunuz. Küçüktü ama çok azimliydi. Defans olarak başladı ama kısa süre içinde farklı yerlere geldi. İki ayağını da çok etkili kullanabiliyordu. Teknik ve çok hızlıydı. En önemlisi de antrenmanları asla aksatmadı. Her zaman topu isteyen oydu. Futbol onun her şeyiydi ve eğer oynayamıyorsa çılgına dönüyordu."
Ronaldo, süreçte mükemmel fiziği, doğuştan gelen yeteneği ve çalışma azmiyle bugün dünyada futbola ilgi duyan hemen herkesin saygı duyduğu yıldız bir futbolcu olmuştur.

4 Mayıs 2018 Cuma

Rüya Gerçek Olana Kadar


Dünyaya engelli olarak gelmiş olmasına ve her tür engele rağmen akademik kariyer yapmış bir engelliyim.

Çocukluğum ve bilhassa ilk gençlik yıllarım, televizyonda “engelli çocuklarınızı saklamayın, sokaklara çıkın, engelli çocuğunuz sosyal hayatın içinde olsun” anonslarını dinleyerek geçti. Her ne kadar ben, ailemin katkıları ile üniversite bitirecek kadar hayatın içinde olsam da onlar bu anonsları yapmakta haklılardı. “Engelli evladı saklamak”, önemli bir problemiydi ülkemin…
         
Bu anonslar, çok geçmeden hedefine ulaştı. Engelliler, sokağa attılar kendilerini… Onca çağrıyı yapanlar, haklılardı haklı olmalarına ama sokakların engellilere hazır olmadığı çok geçmeden anlaşıldı ve Türkiye’de engelli mücadelesi farklı bir boyut kazanmış oldu.

14 Mart 2018 Çarşamba

Her Şeyin Teorisi

Sinema, perdeye hayatı yansıtabilmesinin yanı sıra hem üreticisi, hem hitap ettiği kitle açısından aynı anda birçok konuda birikim gerektirdiği için önemli bir sanattır. Tıpkı kardeşi “tiyatro” gibi, bir takım ideolojilerin “av silahı” haline getirildikleri olsa da, seyircisinin önünde ufuklar açtığı yadsınamaz bir gerçek…
     Onunla aynı çağda yaşıyor olmaktan gurur duyduğum Stephen Hawking'in ölümünün ardından, yakın zamanda onun hayatı konu edilerek beyazperdeye yansıtılan  “Her şeyin Teorisi- The Theory of Everything” adlı filme dair tespitlerimi sizlerle tekrar paylaşmak istedim.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Bir Paket Çikolata (Kısa Hikaye)


O gün karne günüydü. Bursa'da bir merkez okulda matematik öğretmeni olan Hacer Hanım, evden henüz çıkmamıştı. Okula gitmeden önce son hazırlıklarını yaparken oğlunun sesiyle irkildi.
"Bunlar ne anne?"
Odasından salona elinde tabletiyle gelen oğlu, masanın üstüne istiflenmiş kutuların içlerindeki 40-50 kadar çikolata paketini gösteriyordu. Hacer Hanım, söz konusu kutuları taşımayı kolaylaştıracak torbaya özenle yerleştirirken cevap verdi.
"Ha onlar mı? Biliyorsun 5-A sınıfının hem matematik hem sınıf öğretmeniyim. Bugün karnelerini dağıtırken öğrencilerime vereceğim birer tane... İstersen açayım bir kutuyu, bir tane alabilirsin. Fazla fazla var."