Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2022 Pazar

Ümidin Gözleriyle... (Öykü)

        Her şey çalıştığı iş yerinde kolinin üzerinde okuyamadığı birkaç kelimeyle başlamıştı.

İnsanın sahip olduğu bir yetiyi kaybetmeyi bırak, kaybetme kaygısı bile fazlasıyla üşütürdü ruhunu. Aslında basit bir göz kusuru da olabilirdi yaşadığı ama… Yine de ve nedense garip bir ürperti gezinmişti içinde. Ailesine, bilhassa en büyük destekçisi olan babasına söyledi hemen eve gider gitmez.

Babasıyla beraber gittikleri doktor onu üniversite hastanesine yönlendirdiğinde daha 16 yaşında gencecik bir kızdı. Doktorun tedirginliği ve çaresizliği kaygısını arttırsa da metanetini korumaya çalışıyordu babasının yanında. Ta ki özel muayenehaneden çıktıklarında babası kendisini koltuğunun altına alana kadar…

Gözleri yaşardı ama ağlamadı. Öylece yürüdüler otomobillerine kadar. Yıllardır “dikkatsizlikten” sandığı şeyin gözlerinden kaynaklandığını nereden bilebilirdi? Doktorun bahsettiği “pitozis” de ne ola ki diye arabaya oturur oturmaz cep telefonundan girdiği internete baktı.

14 Şubat 2012 Salı

Issız Bir Sevda (Öykü)

   Evlerinin yakınındaki alışveriş merkezinin kafeteryasında buluşmak üzere vermişti randevusunu… Hep öyle yapardı… Çünkü akülü tekerlekli sandalyesiyle rahatça girebildiği en yakın mekân orasıydı.
      Çağın yeni ve göz kamaştıran icadı, internet vesile olmuştu tanışmalarına… Ama bu sefer daha ilk cümlede engelli olduğunu, tekerlekli sandalye kullandığını söylememişti. Bunu dürüstlük adına yapsa da toplumun genel öğretileri sebebi ile insanlar bunu doğru algılayamıyorlardı. Söylediğinde “sanal” ortamın dışında bile asla aşamadığı “arkadaşlık” eşiğine bile erişemeden başlamadan bitiyordu.

27 Haziran 2010 Pazar

Yeni Bir Resimden Eskiye Bakmak (Öykü)

     Saat gecenin ikisi... Başladığı işi bitirmeden yatmamayı, kendine garip bir şekilde prensip edineli yıllar olmuştu. Sayısını dahi unuttuğu bir gayretle “son bir defa daha bakayım” dedi ve aradığı kelimeyi yazıp klavyeye hızlıca vurdu.
      Karşısına çıkan üç bin beş yüz yetmiş beş sonucu hızlıca tararken karşılaştığı bir fotoğrafı görür görmez bilgisayar ekranının karşısında donup kaldı. Fotoğraf, anne, baba ve iki şirin kız çocuğundan oluşan bir aile fotoğrafıydı ama anne ona hiç de yabancı değildi. Bu tebessümü hiç unutmamıştı. Tedirgin, temkinli ama derin bakışlara eşlik eden kendinden emin görünme arzusuyla dolu bir gülümseme… 

28 Nisan 2004 Çarşamba

"Beraber" (Öykü)

        Yalnızlığı ile baş başaydı yine… Hiç istemese de geçmişle olan irtibatını –en azından- belli bir seviyeye indirememişti.
     “Bugün” ve “yarının” bittiği yerde “dünün” başladığını fark edeli çok olmuştu. Hatta bu gerçeği fark ettiğinde anlamıştı ki, hayat yaşanmışlar toplamından ibaretti. Yaşamak da sadece nefes alıyor olmak değil, son nefeste “yaşadım ve gidiyorum” diyebilmekti.